babel


net konuşmak gerekirse, boktan bir film.

şimdi film başlarken insanın kafasında bir takım düşünceler oluşur. veriyi toplarsınız, toplarsınız; filmin sonunda bağlanır; olmadı açık kalır.

"japon kız" kısmı filme tamamen yamanmış. herhalde saat az geldi; montajda eklediler. güya kızın sağır olması metafor imiş; hadi lan ordan, herkes de metafor üstadı oldu. kızı sağır yapalım, kıs sesi, 10 dakika aynı sahneyi çek.

sonra kız niye film boyunca soyundu? hikayedeki önemi neydi? niye bir yere bağlanmadı.

neyse, filmin sonunda bekliyorum ki kızı bir yere bağlasınlar. meğer kızın babasının tüfeği varmış, başkasına vermiş, onun oğlu amerikalı vurmuş. bütün bağlantı bu ha? sonra, kız 5 dakika "annem burdan atladı" diye anlatmış; sonra yalan olduğu ortaya çıkmış. niye? canı öyle istemiş. eve gelen polis ne işe yarar, sadece hikaye dinlemeye mi gelmiş?

richard nerden kaçmış, kim ölmüş, hani hikayeyle bağlantısı? susan abla necidir, sadece kurşun yemek için mi gelmiş?

al boktan üç-beş hikayeyi, kıytırık bağlantılarla birbirine bağla, sonra milletin önüne film diye sun. bunu da "eser, ovv" diye şakşaklasınlar. amores perros ve 21 grams'i çek, sonra kıytırık filmi bize itele.

geç bunları anam babam, geç. yazık oldu 2.5 saatime. çok sinirlendim bu filme.

2009-06-30 01:56:58 • 11 yıl önce • 735 kere okundu