çocuk sahibi olunca hayatın kaydığı gerçeği

yoruculukla, çocuk sevip sevmemekle alakası yok.

2016 yılında çocuk yapmakla 50-60 sene önce çocuk yapmak aynı şey değil. müslüman kafasıyla bir sürü üreyeyim de sokağa salayım, hiçbir şey olamazsa müslüman olsun mantığının hüküm sürdüğü yıllarda değiliz.

bir kere toplumun dayattığı bir zincir var. çocuğun olacak, okula gidecek, başarılı olacak, iyi bir iş bulacak, iyi bir eş bulacak, çocuğu olacak. bunun içine girip de başka bir şey yapayım demek mümkün değil, ölene kadar içindesiniz. sadece sizin için değil çocuğunuz için de öyle. o da sizin gibi evli, çocuklu, bütün eğlencesi akşam survivor izlemek olan yetişkinler olacak.

türkiye şartlarında kendimiz insanca yaşayamıyoruz. bir sigara daha içseniz çocuğun eğitiminden bir tuğla eksilecek, akşam bir bira açsanız çocuğun ihtiyaç duyduğu bir şeyi daha zor alacaksınız.

bunu yapmayıp, "çocuk rızkıyla doğar" gibi dinci kafasıyla sadece üretmeye odaklanacaksanız zaten problem yok. ama daha kendimizin basit toplumsal ihtiyaçlarını karşılayamıyorken mezun olup, koşa koşa evlenip çocuk yapmak peşinde koşuyorsanız toplumun yarattığı bir yaratık olduğunuza şüphe yok.

dünyaya çalışıp çocuk büyütüp ölmek için mi geldiniz? çoğunuza bakıyorum, "anne" veya "baba" kimliğinden sıyrılınca yok oluyor, kendinizi ifade edemiyorsunuz. sürekli toplumun sizi anne veya baba olarak görüp ayrıcalıklı davranmasını istiyorsunuz. anne veya baba olarak yaptığınız şey beyaz veya mavi yakalı olarak sürekli çalışıp, parayla çocuğunuza veremediğiniz sevgiyi, eğitimi ikame etmeye çalışmak. vicdanınızı "çocuğumla oynayamıyorum ama en iyi eğitimi aldırıyorum" veya "akşamları çok yorgun oluyorum ama en iyi telefonu aldım" diye rahatlatıyorsunuz.

bu memleketin istisnasız her jenerasyonu bir konuda zorunlu. zamanında "gelinler kayınbabanın yanında oturamazdı" diye çürük ataerkil kafayı savunan bir jenerasyon şimdi her şeye parayla değer biçmeye çalışan bir jenerasyona evrildi.

2016-10-29 22:40:51 • 2 yıl önce • 404 kere okundu